BEŞİKTAŞ MEVLEVİHANESİ



Beşiktaş Mevlevihanesi Beşiktaş Mevlevihanesini, XVII.yüzyılın önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Ohrili Hüseyin Paşa 1613 yılında yaptırmıştır.

Mevlevihane’nin ilk şeyhi, aynı zamanda Gelibolu Mevlevihanesinin şeyhi olan Ağazade Mehmet Dede’dir. Bu Mevlevihane’nin kuruluşunu anlatan ilginç bir de öyküsü vardır:

Kaptan-ı Derya Ohrili Hüseyin Paşa Akdeniz seferinden dönerken Gelibolu’ya uğramış ve Gelibolu Mevlevihanesi Şeyhi Agazade Mehmet Dede’yi ziyaret etmeyi unutmuştur. İstanbul’a hareketinde şiddetli bir fırtınaya tutulmuş ve geriye dönmek zorunda kalmıştır. Tekrar Gelibolu’ya geldiğinde deniz sakinleşmiş, yeniden hareket ettiğinde fırtına başlamıştır. Bunu bir gönül kırıklığına bağlayan Hüseyin Paşa “galiba Gelibolu erenlerinden birini ziyaret etmeyi unuttuk” diyerek sorup, soruşturmuş ve Gelibolu Mevlevi dergahı Şeyhi Mehmet Hakiki Dede’yi ziyaret etmediğini öğrenmiştir. Bunun üzerine Mehmet Dede’ye giderek kusurunun bağışlanmasını istemiştir. O da donanmanın Marmara’ya açılması için dua etmiş ve Paşa’ya bir daha fırtına ile karşılaşmayacağını söylemiştir. Bunun ardından da yakında Sadaret mührü ile payelendirileceğini, sonra da saraya damat olacağını müjdelemiştir. Gerçekten de Ohrili Hüseyin Paşa İstanbul’a dönüşünde sadrazamlığa yükselmiş, bir süre sonra da damatlık O'na layık görülmüştür. Ohrili Hüseyin Paşa, bütün bunları Ağazade Mehmet Dede’nin kerametine bağlamış ve bir şükran borcu olarak, 1622 senesinde, bugünkü Çırağan Sarayı'nın olduğu yere İstanbul'un en eski dergahlarından biri olan Beşiktaş Mevlevihanesini yaptırmıştır. Dergahın ilk şeyhi de Gelibolu mevlevihanesinin banisi ve ilk postnişini Mehmet Hakiki Dede olmuştur.

Bilindiği kadarıyla Mehmed Dede her iki dergahın meşihatını birlikte yürütmüş ve küçük bir yelkenliyle Gelibolu - İstanbul arasında gidip gelerek bir hafta Gelibolu’da, bir hafta Beşiktaş’ta bulunmuştur. Mehmed Efendi'den sonra birçok postnişinler gelmiş geçmiş ve bu dergah İstanbul'un başlıca feyz menba'larından biri olmuştur. Ta ki Sultan II.Mahmud dönemine gelinceye kadar.

Sultan Mahmud, 1836 senesinde mevlevihane yakınındaki Dolmabahçe Sarayı'na ek olarak yaptırılan Çırağan Sahil Sarayı'nı büyütmek ister ve civarındaki Hanım Kadın Mescidi ve Eğribozlu Hacı Ahmed Ağa Mektebi gibi diğer bazı hayır eserleriyle birlikte mevlevihaneyi de yıktırarak arsasını saray arazisine katar. Mevlevihane bitişikteki Musahib Abdi Bey Yalısı’na nakledilir ancak mevlevihanenin hamuşan tabir edilen kabristan kısmı saraya eklenen bölümde kalır.

Beşiktaş Mevlevihanesi Sultan Abdülmecid zamanında, 1859 senesinde, vaktiyle mevlevihane yıkılarak büyütülen Çırağan sahil sarayı yıktırılır. Sultan Abdülmecid'den sonra tahta geçen Sultan Abdülaziz, 1867 senesinde, aynı sarayın daha da büyük ve ihtişamlı bir şekilde yapılması için emir verince 30 senedir mevlevihane olarak kullanılan Musahib Abdi Bey Yalısı da yıktırılır. İkinci defa yerinden edilen Beşiktaş Mevlevihanesi bu defa geçici olarak Fındıklı’daki Karacehennem İbrahim Paşa Konağı’na taşınır. Bu geçici taşınmadan sonra 1870 senesinde Maçka sırtlarında inşa ettirilen yeni bir binaya taşınır ancak buradaki ömrü de ancak dört yıl sürer. Çünkü 1874 yılında halen İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi olarak kullanılan yerdeki kışlaya yer açmak istenir ve mevlevihane ortadan kaldırılır. O tarihdeki postnişin Hüseyin Fahreddin Dede, ailesi ve dedeganı ile beraber Eyüp Bahariye’de, daha sonra bahçesinde Bahariye Mevlevihanesi’nin inşa edileceği Hatab Emini Mustafa ve Hüseyin efendilerin yalılarına taşınır. Bu taşınmalar sırasında Fahreddin Dede'nin babası, bir önceki postnişin Hasan Nazif Dede’nin naaşı önce Beşiktaş’tan Maçka’ya, sonra Maçka’dan Bahariye’ye nakledilmiştir. Beşiktaş Mevlevîhânesindeki diğer kabirler ise Çırağan Sarayı’nın bodrumunda kalmıştır. 1987 yılında bugünkü otel inşaatı başlayınca sarayın bodrumunda bulunan mezar taşları Galata Mevlevihanesi haziresine nakledilmişdir ancak kabirlerdeki naaşların ne olduğu bilinmemekte.

25 Ekim 1925 tarih ve 677 sayılı tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ve bazı unvanların yasaklanması ve kaldırılmasına dair kanun çerçevesinde Bahariye Mevlevihanesi'nin faaliyetlerine son verildi. Kapatılmasının ardından bakımsız kalan mevlevihanenin, 1935 yılında semahanesi yıktırıldı, 1938-39 yıllarında ise harem dairesi yandı, avlusunda yer alan türbe çöktü, 1970 yılının başlarında avlu kapısı ile arkasındaki ahşap selamlık yıktırıldı. Yıllar boyunca depo olarak kullanılan Bahariye Mevlevihanesi'nin hazîresindeki 20 kadar mezar, Eyüp Mezarlığı ve Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi.


Lütfen yazımızla ilgili yorum yapmayı ve sosyal medyada paylaşmayı unutmayın! Yapacağınız yorumlar ve sosyal medya paylaşımları, sitemize destek olacağı gibi size daha güncel ve faydalı bilgiler aktarmamızı sağlayacaktır. Elinizde bu yapı ile ilgili daha fazla bilgi veya fotoğraf varsa, yorum kısmından bizimle paylaşabililirsiniz.



Bu yazımız hakkında yorum yapınız